Tarihi Yollar

Bir yerden başka bir yere gidebilmek için; atla, yük hayvanlarının çektiği arabayla ya da yaya olarak yolculuk yapılmıştır. Zor şartlarda yapılan yolculuklar, yol güzergâhları tespitinde bazı temel özellikler gerektirmiştir. Yollar için mümkün olduğunca düz arazi seçilmiş, yolun kısa ya da uzun olması ikinci plânda kalmıştır. Dağlar her zaman ulaşımda büyük sorunların başında gelmiştir. Dağlar ulaşımı engellemektedir. Bu nedenle de dağlar arasındaki vadiler ve dere yatakları kullanılmıştır. Yük ve eşya taşıyan kervanlar hem ağır hareket etmekte hem de dağlık arazilerde hareket kabiliyetini yitirmektedir.  

Çağa-Sarayköy arasındaki tarihi yol

Eski çağlarda Anadolu’da, batıdan doğuya Kral Yolu üzerinden gidilirdi. Bu yol tarihi Efes’ten başlar, İran içlerine kadar giderdi. Yol güzergâh olarak Karadeniz Bölgesi’ne uğramazdı. İç Anadolu Bölgesi’nden geçerdi. 

Bitinyalılar döneminde Çağa, Gerede ile birlikte Bitinya ile Paflagonya (Kastamonu ve civarı) arasında bir sınır karakolu durumunda idi. Bitinya’dan Paflagonya’ya geçişler Çağa ile Gerede üzerinden olurdu.

Roma döneminde yollara çok önem verilmiştir. Çağa, Romalılar döneminde Kuzey Anadolu kara yolunun üzerinde yer almıştır. İç Anadolu Bölgesi hala önemli bir geçiş yeridir. Fakat kara ulaşımında İstanbul’un fethinden sonra yol Kuzey Anadolu’ya kaymış, Çağa’da bu yol üzerinde önemli bir mola yeri olmuştur.

Küçük Asya (Anadolu)da Roma yolları, Bergama kralı III. Attalos’un İÖ. 2 133 yılında ölmesiyle, Bergama Krallığı’nın Roma’ya miras kalmasıyla başladı. Miltaşlarındaki yazıtlardan, ilk yolları İÖ. 129 ve 126 yılları arasında yapmaya başladıklarını görüyoruz.

Bu tarihten sonra Anadolu’da kurulan her yeni eyalette, örneğin Bitinya (Çağa’nın bağlı olduğu coğrafi bölge), Pamfilya (Antalya civarı), Likya (Muğla civarı), Galatya (Ankara civarı), Kilikya (Adana-Hatay civarı), Kapadokya(İç Anadolu) ve Pontus (Doğu Karadeniz)’ta yollar gelişmiş ve sistem genişlemiştir. Romalılar tarafından yapılan bu yol şebekesi, hiç bozulmadan, ülkenin Türkler tarafından fethedilmesine kadar gelmiştir. 3

Romalılar Anadolu’nun her yanına kara ulaşım ağları kurmuşlar. Yaptıkları bu yolların kenarlarına miltaşları koymuşlardır. Miltaşları İmparatorluğun içinde bütün yollara her Roma milinde (1000 Roma adımı=1485m.) bir tane olmak üzere, aynen günümüz Türkiye’sinde yerleşimler arasındaki mesafeleri gösteren mavi kilometre levhaları gibi dikilmiştir.

Çağa civarındaki mil taşları

Anadolu’da 10.000’den fazla miltaşının dikili olduğu sanılmaktadır. Miltaşları üzerinde yolu yaptıran imparatorun adı-sanı, yol çalışmasının kaydı, yolu yapan görevlinin adı, kentin uzaklığı, kentin adı, kime adandığı yazmakta idi. Miltaşları genelde kireçtaşından, volkanik taşlardan yapılmış olup hepsi de yuvarlak sütunlar şeklindedir.

Miltaşları sayesinde yol güzergâhı, kasaba ya da şehir adları hakkında önemli bilgiler öğrenebiliyoruz. Miltaşlarından Bolu-Gerede-Yeniçağa’ya bağlı köylerde de bol miktarda bulunmaktadır. Köy meydanlarında, camii önlerinde bulunan yuvarlak yazılı sütunların büyük bir kısmı miltaşıdır.

Günümüzde olduğu gibi geçmişte de insanlar yollarını bulabilmek için haritalar yapmışlardır. Bu haritalardan birkaçı günümüze kadar gelmiştir. Bolu-Gerede’ninde (Çağa bu haritada gösterilmemiştir)  yer aldığı haritalardan en önemlisi Peutinger Haritası’dır. (Tabula Peutingeriana) Harita 6.82*0.34 ebatlarındadır. Roma dönemi yollarını göstermektedir. Kentleri kasabaları gösterdiği gibi uzaklıkları da vermektedir.

Tabula Peutingeriana

Yine Roma dönemine ait Antoninus Yol Rehberi ve Itınerarium Hiecosolymitanum adlı eserler sayesinde Çağa’nın şimdi olduğu gibi, Roma döneminde de önemli bir yol güzergâhı üzerinde yer aldığını görüyoruz. Fakat bu kaynaklarda Çağa adını göremiyoruz

Miltaşları ve tarihi haritaların yardımıyla Roma dönemi Kuzey Anadolu karayolunu coğrafi olarak aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. Adapazarı-Taraklı-Göynük-Mudurnu’dan Bolu’ya gelen tarihi Roma yolu, Bolu’dan bugünkü Caydurt’a uzanır. Oradan Gökçesu Vadisi yoluyla o dönemde önemli bir yerleşim alanı olan Gökçesu’ya gelir. Buradan Mengen istikametine devam eden yol, Baba Hızır civarına geldiğinde güney istikamete yani Çağa tarafına keskin bir dönüş yapar.

Yol buradan vadiyi takip ederek Çağa’ya gelir. Roma döneminde Çağa’nın yerleşim yeri kesin olarak bilinmiyor. Bugünkü Eskiçağa Köyü’nün civarında olduğuna şüphe yoktur. Çağa’dan yol önce güneye, Çağa Gölü’nün kuzey-doğusundan gölün yanından, Sarayköy’ün güneyinden doğuya dönerek Ibrıcak Deresini takip eder. Burada yer alan tarihi kemer köprü 4 bu yol üzerinde yer alır. Ibricak’a çıkan yol buradan tarihi Kradya (Gerede) ya ulaşır. Yol Gerede’den Ankara’ya ve Çerkeş tarafına olmak üzere ikiye ayrılır. Çağa civarından en geç 2. yüzyılda geçen Roma yolunun Peutinger Haritası’na göre güzergâhı budur. Bu yörede Romalılardan önce yaşayan Bitinyalılar ve Romalılardan sonra yaşayan Bizanslılar da da bu güzergâhı kullanmış olmalıdır.   

Roma Dönemi öncesi ve sonrasında kullanılan yol güzergâhı

Yöredeki arkeolojik malzemenin verdiği diğer bir yol ağıda Çağa-Kındıra istikametine doğrudur. Bu yol üzerinden Bolu’nun Bünüş yönüne doğru gidilmektedir. Bir diğer yolda Çamlık Yaylası tarafındadır. Çamlık Yaylası’nın hemen kuzeyinde dağlık alana doğru tarihi bir yol vardır. Yol taşlarla döşenmiştir, bugün bile orjinalliğini korumaktadır. Yolun Roma döneminden kalmış olma ihtimali yüksektir. Çağa’dan, Arkot Dağı’na, Keçi Kalesi istikametine doğru gider.

Türklerin 13. yüzyılda bu yöreleri almasıyla birlikte, Romalılar ve Bizanslılar tarafından kullanılan yollar Türkler tarafından da kullanılmaya devam edildi. Bugün bunun en güzel örneği Sarayköy ile Ibrıcak Köyü arasındaki tarihi kemer köprüdür. Bu yol önce Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve sonrada Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Roma ve Bizanslılar tarafından kullanıldığını Peutinger Haritasından, Osmanlılar tarafından kullanıldığını kemer köprü ve yol güzergâhından anlıyoruz.

  Sarayköy-Ibrıcak  Köyü arasındaki tarihi köprü   

  Çamlık Yaylası’ndaki tarihi  yol

Zaman içinde yol güzergâhı değişmiştir. Degişen güzergâh ile Bolu-Gerede karayolu bugünkü istikamette olmuştur. Güzergâh şöyledir: Bolu-Çaydurt-Doğancı Köyü-Ibrıcak ve Gerede’dir. Bu yolun ne zamandan beri kullanıldığını bilmiyoruz. Fakat Reşadiye kurulmadan önce değiştiğini biliyoruz. Çağa’dan geçen seyyahlardan Richard Leonhard 1899–1903 yılları arasında yaptığı üç seyahatte yol güzergâhını tanıtırken Doğancı Köyü’nden söz etmektedir. Yeniçağa’nın kuruluşu ise ileride görüleceği gibi 1910 yılından sonradır. Bu yolun 1800’lü yıllarda kullanıldığını düşünebiliriz.

Romalılar ve Osmanlılar tarafından yol güzergâhına güvenlik, dinlenme, konaklama bakımından da önem verilmiştir. Romalılar Mansio (gece konaklama yeri) veya Mutatio (at değiştirme yeri) gibi mola verme konaklama yerlerini de yapmışlardır. Konaklama veya mola yerleri kasabalar veya kentler arasında en uygun aralıklarla ortalama 6 Roma mili ya da 9 km. idi.

Selçuklular ve Osmanlılar zamanında da ulaşıma önem verilmiştir. Yolculukta güven ve konaklama, ulaşımda iki önemli unsur olmuştur. Türkler bu unsurları kurumlaştırmışlar, mükemmel bir ulaşım sistemi ortaya çıkarmışlardır. Bu sisteme “Derbent Teşkilatı” denir.

 Yeniçağa’dan geçen karayolu

Doğancı Köyü ile Yeniçağa arasındaki karayolu


2  İsa’dan Önce (İÖ)  ve İsa’dan Sonra (İS) nedir? İnsanlar ve ulusların başlarından geçenleri tarih sırasına göre açıklamak ne kadar önce veya sonra olduğunu tespit etmek için her ulus kendine bir takvim başlangıcı kabul etmiştir. Avrupa ve Türkiye takvim başlangıcı olarak İsa’nın doğum tarihini takvim başlangıcı yapmışlardır. Buna göre İsa’nın doğumu yani Milat takvimin başlangıcıdır. İsa’nın doğumundan sonra meydana gelen olaylar İsa’dan Sonra (Milattan sonra da denir) İS. kısaltması ile gösterilir. İsa’nın doğumundan günümüze gelen süredir. İsa’nın doğumundan önce meydana gelen olaylara İsa’dan Önce İÖ. (Milattan Önce) denir. İsa’nın doğumundan başlar geriye doğru yani dünyanın yaratılışına kadar gider. 

3  Anadolu Medeniyetleri Müzesi 1990 Yıllığı. Ankara-1992,  s.16

4  Şimdiki köprü Osmanlı devrine aittir.